Bulaşıcı Hastalıklar ve Enfeksiyona Karşı Koruma

Bulaşıcı Hastalıklar ve Enfeksiyona Karşı Koruma

1.    Bulaşıcı hastalıklara & Enfeksiyona karşı koruma

(Sağlık Personeline Enfeksiyon Bulaşması)

Bulaşıcı hastalık, herhangi bir yolla insana geçme özelliğindeki hastalık yapıcı mikropların veya parazitlerin vücuda girmesiyle ortaya çıkan ve bir bireyden diğerine veya bir türden diğerine geçebilen hastalıklar, genellikle bulaşıcı hastalık olarak tanımlanırlar.

Bulaşıcı hastalıkların bulaşması Kan ve diğer vücut sıvıları ile Solunum yoluyla ve Temas yoluyla olur.

Peki neler bulaşır ?

  • Hepatit B
  • Hepatit C
  • HIV
  • Viral kanamalı ateş etkenleri(Verem)

2002 WHO bir raporuna göre dünyadaki tahmini 35 milyon sağlık çalışanı yılda 3 milyon kez kesici-delici aletle yaralanmaktadır. Bu yaralanmaların %90ı gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir. Bu yaralanmalar sonucunda 15.000 Hepatit C,  70.000 Hepatit B, 500 HIV enfeksiyonu gelişmektedir.

Kesici veya delici aletlerle yaralanma Genellikle;

  • Enjeksiyon,
  • Kan alma,
  • İğne başlığının kapatılması,
  • İğnelerin atım işlemleri,
  • Kirlilerin ve atık malzemelerinin taşınması
  • Kan ve vücut sıvılarının enjektörden tüplere aktarımı sırasında olmaktadır.

1.1. HBV, Hepatit B Virüsü

Tüm dünyada bütün sağlık çalışanları için en önemli risklerden birisidir. Özellikle Asya ve Afrika’da bazı bölgelere özgü hastalıklardan biri olduğundan, bu bölgedeki çalışanlar için daha da tehlikelidir.

Hepatit B Virüsü, kan ve vücut salgıları (meni, tükrük, vaginal salgılar, ter, gözyaşı) ile temas sonucu yayılır. Yayılımda en önemli etken kandır.

HBV Bulaşma Yolları;

  • Anneden bebeğe,
  • Doğum sırasında (Bulaşma doğumda veya hemen sonrasında nadir durumlarda rahim içindeyken olur)
  • Virüs bulaşmış iğne ve diğer tıbbi cerrahi malzemelerle,
  • Cinsel ilişki ile,
  • Kan nakli ile (transfüzyon),
  • Dövme yaptırırken kullanılan iğneler,
  • Özellikle kalabalık ve hijyenik standartların düşük olduğu yerlerde yakın aile ilişkisi ile bulaşma riski artmaktadır.

HBV deriden temas etmek, hastalığı kapmak konusunda aynı şekilde HIV*  tam 100 kat daha tehlikelidir. Doktorlar ve hemşireler için kullanılan iğnelerin batması ya da keskin obje kesikleri oldukça önemli riskleri beraberinde getirmektedir. Genel olarak kana bulaşmış bütün maddeler, risk taşımaktadır. Bunun için kan bulaşmış materyallerle karşılaşma ve dokunma ihtimali olan bütün çalışanlar, risk altındadır. Bu riskin azaltılması için kan alırken ya da damar içi müdahalelerde, iğnesiz sistemler kullanılmalı ve/veya iğneler ve keskin objeler için özel olarak yapılmış atık kutuları kullanılmalıdır.

1.1.1       HBV Korunma

Hepatit B virüsünün toplumdaki yaygınlığını önlemede iki konu büyük önem taşımaktadır. Bunlardan biri genel önlemler olup, özellikle daha önce sayılan risk gruplarının bulaşmaya yol açabilecek riskli temaslardan kaçınmalarını içerir. Diğeri ise, pasif ve aktif korunma yöntemleridir.

1.1.1.1      Genel Önlemler

Hepatit B hastalığının önlenmesinde, özellikle kan aktarımları sırasında dikkatli olunması ve kan verecek olan kişilerin mutlaka hastalıkla ilişkisinin bulunup bulunmadığının bilinmesi gereklidir. Günümüzde kan verenlerin serumlarında HBV’ye ilişkin göstergeler rutin olarak araştırılmakta ve bu göstergelerin saptandığı kişilerden kesinlikle kan alınmamaktadır.

Sağlık kuruluşlarında hemşireler, cerrahi personel, laboratuvar teknisyenleri, diş hekimleri en yüksek risk taşıyan gruplardır. Çünkü bu kişiler kan veya kan ile kirlenmiş maddelerle sürekli karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu nedenle, işleri sırasında eldiven ve benzeri koruyucu giysileri kullanmaları sağlanmalıdır. Ambulans ve kurtarma ekipleri ile polisler de yüksek risk altındaki kişilerdir. Sözü edilen riskli mesleklerde çalışanların Hepatit B’ye karşı aşılanmaları bu hastalıktan korunabilmeleri için en garantili yöntemdir.

Hepatit  B geçiren ya da taşıyıcı olan kişilerin cinsel eşleri de risk altında bulunduklarından, bu kişiler uyarılmalı ve kontrolden geçirildikten sonra gerekiyorsa aşılanmaları sağlanmalıdır.

1.1.1.2      Diğer Önlemler

1.1.1.2.1     Pasif korunma yöntemi nedir? Kimlere ve nasıl uygulanır?

Hepatit B’den pasif olarak korunmada tercih edilmesi gereken, Hepatit B Bağışık Serumu (Hepatit B İmmün Globülini=HBIG)’dur. HBIG, bu hastalığa karşı bağışıklık kazanmış kişilerin serumlarından elde edilir. Virüse karşı koruyucu olan maddeleri (antikorlar) yoğun olarak içerdiğinden acil korunmada büyük önem taşır.

HBV’nü taşıdığı bilinen bir kan örneği ile deri veya mukozalar yolu ile teması(örn. iğne batması) olan kişilere uygulanır.

1.1.1.2.2     Aktif korunma yöntemi nedir? Kimlere ve nasıl uygulanır?

Günümüzde Hepatit B enfeksiyonundan korunmada kullanılan son derece güvenli bir aşı bulunmaktadır. Daha önce HBV ile karşılaşmamış olan kişilere 3 doz aşı uygulandığında, çocuk ve genç erişkinlerin %95-99’unda çok yüksek düzeyde koruyucu antikorlar oluşur.

Hepatit B aşısının standart uygulama şeması 0-1-6 şeklindedir. Bunun anlamı; aşının ilk yapıldığı gün “0” olarak kabul edildiğinde, bundan 1 ay sonra ikinci aşı, ilkinden 6 ay sonra da üçüncü aşı yapılacak demektir. Bu aşı şemasının uygulanması ile uzun süre bağışıklık elde edilmiş olur. Aşılananların %50’sinde 5-10 yıl sonra koruyucu antikorlar azalabilir, ancak böyle durumlarda dahi hastalığa karşı koruyuculuğun devam ettiği düşünülmektedir. Riskli grupların aşılanmasında ise 0-1-2-12 şeması önerilir. Burada da mantık, yukarıdaki şemada açıklandığı gibidir.

Hepatit B aşısının iki uygulama alanı bulunur:

  1. HBV ile temas öncesi
  2. HBV ile temastan sonra

1.1.2       HBV ile temas öncesinde aşı uygulamasının önerildiği gruplar

  • Doktorlar, hemşireler, diş doktorları, laboratuvar çalışanları gibi yüksek risk altında bulunanlar
  • Sık sık kan ya da kan ürünlerinin verildiği hastalar, hemodiyaliz hastaları ve bu ünitede çalışanlar
  • Zeka geriliği olan kişiler ve bu kişilerin bakım personeli
  • Hepatit B enfeksiyonunun sık görüldüğü toplumlara ait kişiler
  • Damar içi uyuşturucu ilaç bağımlıları
  • Fazla sayıda cinsel eşi olanlar

1.1.3       HBV ile temas sonrasında aşı uygulamasının önerildiği gruplar

Pasif korunma bölümünde söz edilen durumlarda, kişiler daha önce Hepatit B’ye karşı aşılanmamışlarsa, HBIG ile birlikte aşı uygulaması da gereklidir. HBIG uygun dozda hastanın bir kolundan kas içine uygulanır, diğer koluna da aşı yapılır.

1.2       HCV (Hepatit C virüsü)

Daha önceden non-A non-B virüsü olarak bilinen hepatit virüslerinden esas olarak transfüzyon yoluyla bulaşanının genomu 1989 yılında bulunmuş ve Hepatit C virüsü (HCV) olarak adlandırılmıştır. Hepatit C virüsü tek sarmallı bir RNA virüsüdür. Esas olarak transfüzyon yoluyla bulaşan bir virüs olmakla birlikte yoğun hasta kanı temasına maruz kalan sağlık personeline hastalığın bulaşma riski yüksektir. Yapılan epidemiyolojik çalışmalarda Türkiye’de sağlık donör popülasyonunda HCV antikor pozitifliği %0-1.8 arasında bulunmuştur. Bu oran hemodiyaliz hastalarında %18-55, kronik karaciğer hastalarında %23-76 arasında saptanmıştır. Gelişmiş ülkelerde başlıca bulaşma yöntemi, damar içi ilaç kullanımıdır (DİK). Gelişen ülkelerde, başlıca yöntemler, kan nakilleri ve güvenli olmayan tıbbi prosedürlerdir. Vakaların %20’sinde bulaşma sebebi bilinmemektedir;  ancak bu vakaların çoğunun muhtemel sebebi damar içi ilaç kullanımıdır.

1.2.1       HCV Korunma

Hepatit C’ye karşı aktif korunma sağlayan bir aşı henüz bulunmamaktadır. Günümüzde bu hastalıktan korunabilmek için en etkili yöntem, kan vericilerinin HCV yönünden taranmalarıdır.

HCV’nin hastane personeline bulaşma riski henüz tam olarak tanımlanmamıştır. Yapılan çalışmalarda iğne batması vb. yaralanmalar sonrasında gözlenen anti-HCV antikoru %4-10 civarında olduğu gösterilmiştir. Ancak HIV ve HBV’den korunma amacıyla alınacak önlemlerin HCV’nin de bulaşmasını önlemede etkili olacağı kabul edilmektedir.

1.3       HIV

Human Immunodeficieny Virus (İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü) kelimelerinin baş harfleri ile adlandırılmış HIV virüs, bağışıklık sisteminin içine yerleşerek, bireyin bağışıklık sistemini zayıflatan bir virüstür. “Human Immunodeficiency Virus (HIV)’nin yol açtığı ağır immün yetmezlik tablosu ve buna bağlı olarak ortaya çıkan fırsatçı enfeksiyonlar ve çeşitli kanserler ilk defa 1981 yılında ABD’de homoseksüel erkeklerde tanımlanmıştır. Takiben, kan ve kan ürünleri transfüze edilenler, çok sayıda cinsel eşi olanlar, HIV virüsünü taşıyanlarla cinsel temasta bulunanlar ve HIV enfeksiyonlu kişilerin doğurdukları çocuklar gibi farklı risk grupları da belirlenmiştir.

1.3.1       Korunma yolları (Üniversal Önlemler)

İlk kez 1987’de ABD’de Hastalık Kontrol Merkezleri (CDC) tarafından HIV bulaşmasını önlemek amacıyla önerilen yöntemler “Üniversal Önlemler” adıyla bilinmekte olup, günümüzde tüm dünyada sağlık personelinin kan yoluyla bulaşan tüm enfeksiyonlardan korunmasında yaygın kabul görmektedir.

Aşağıda sayılan bu önlemler HIV, HBV ve kan yoluyla bulaşan diğer virüs enfeksiyonlarından korunmak için uygulanacak ortak önlemlerdir. HBV enfeksiyonundan korunmada en etkili yöntem ise uygun biçimde aşılanmaktır. Ancak aşılanma veya doğal enfeksiyon geçirme sonucu HBV’ye karşı immün hale gelmiş sağlık personelinin de diğer kan yoluyla bulaşan virüs enfeksiyonlarından korunmak amacıyla “Üniversal Önlemler”e uyması gereklidir.

1.3.2       Genel Önlemler:

  1. Aşağıdaki işlemler sırasında mutlak surette eldiven giyilmeli, işlem bittikten veya hasta ile temastan sonra eldiven değiştirmeli ve eldivenler çıkartıldıktan hemen sonra eller yıkanmalıdır:
  2. a) Her hastanın kan ya da diğer vücut sıvıları veya bunlarla kontamine yüzeylerle temas riski olduğunda,
  3. b) Her hastanın mukoza veya sağlam olmayan derisiyle temas riski olduğunda,
  4. c) Kan alma, damara girme veya benzeri bir intravasküler işlem sırasında.
  5. Eğer eller veya diğer cilt yüzeyleri hastanın kan ya da diğer vücut sıvılarıyla kontamine(anlamı yazılabilir) olursa derhal su ve sabunla yıkanmalıdır.
  6. İğne batmasını önlemek için “disposible” iğneler kullanıldıktan sonra plastik kılıfları tekrar takılmamalı, iğneler enjektörden çıkartılmamalı, eğilip bükülmemelidir. Kullanılmış iğne, enjektör, bistüri ucu ve diğer kesici aletler imha edilmek üzere delinmeye dirençli sağlam kutulara konulmalıdır. Bu kutular servis içinde kullanıma uygun ve kolay ulaşılabilir yerlerde bulundurulmalıdır.
  7. Yapılan tıbbi bir işlem sırasında kan veya diğer vücut sıvılarının sıçrama olasılığı söz konusuysa ağız, burun ve gözleri korumak amacı ile maske ve gözlük takılmalı, diğer vücut yüzeylerine bulaşmayı önlemek için koruyucu önlük giyilmelidir.
  8. Deri lezyonları olan sağlık personeli, bu lezyonlar iyileşinceye kadar hastalarla direkt temastan ve hastalarla ilişkili aletlere dokunmaktan kaçınmalıdır.

1.3.3       Laboratuvarlarda alınacak önlemler:

Tüm hastalara ait kan ve vücut sıvıları enfekte kabul edilerek, tanımlanan genel önlemlere ek olarak aşağıdaki kurallara da uyulmalıdır:

1- Bütün kan ve diğer vücut sıvıları örnekleri taşınma sırasında akma ve sızmayı engelleyecek sağlam, kapaklı kutulara konulmalıdır. Materyalin yerleştirilmesi sırasında kutunun dışına ve laboratuvar kağıdına bulaşma olmamasına dikkat edilmelidir.

2- Laboratuvarda hastadan alınan materyalle çalışan tüm personel mutlaka eldiven giymeli ve işlem bittikten sonra eldivenler çıkartılarak eller yıkanmalıdır. Çalışma sırasında mukozalara sıvıların temas etme riski varsa gözlük ve maske takılmalıdır.

3- Sıvılarla çalışırken ağız pipeti yerine mutlaka mekanik pipetler tercih edilmelidir. Laboratuvarda yeme ve içmeye izin verilmemelidir.

4- İğne ve enjektörler ancak başka alternatif olmadığında kullanılmalı, mutlak kullanılmaları gerekiyorsa iğne batmasını önlemek için önerilen kurallara uyulmalıdır.

1.4       Verem (TÜBERKÜLOZ)

(Tüberküloz) olarak da adlandırılan verem hastalığı insanlık tarihinin ilk çağlarından itibaren görülen en eski hastalıklardan birisidir. Verem hastalığı, “Mycobacterium tuberculosis” isimli basilin insanlarda yaptığı, bulaşıcı ve tedavi edilmezse ölümle sonuçlanabilen bir hastalıktır. Verem basilinin kaynağı, tedavi görmemiş, aktif akciğer ve larinks veremi olan hastalardır.  Verem, hava yolu ile bulaşan hastalıklardandır. Verem en çok omurga, kalça kemikleri, lenf bezleri, böbrekleri etkiler. Hastalığı, yalnızca akciğer veremi olan kişiler yayabilir. Bu kişilerin öksürmesi, konuşması ve hapşırması sonucu mikroplar damlacık şeklinde havaya atılırlar. Ortamda bulunan diğer sağlıklı kişiler havada asılı kalan bu mikropları soluk alırken akciğerlerine alırlar. Kaşık, çatal, bardak gibi eşyalardan hastalık bulaşmaz. Verem mikrobu vücuda girdikten sonra uzun süre hastalık yapmadan kalabilirler. Bu dönemde vücut tarafından oluşturulan verem mikrobu bulaştığını genellikle bilmez.

Hasta insanlardan öksürme ve hapşırma ile ortama yayılan mikrobun solunum yolu ile alınması sonucu bulaşır. Bulaşma, tüberküloz (TB) hastasının çıkardığı 1-5 mikron büyüklüğünde olan ve 1-3 canlı basil içeren taneciklerin (damlacık çekirdeği) solunmasıyla olur.

  • Konuşma ile 0-210 partikül,
    • Öksürme ile 0-3.500 partikül,
    • Hapşırma ile 4.500-1.000.000 partikül çıkarılır.

Standart ısı ve nemde damlacık çekirdeğindeki TB basillerinin %60-70’i üç saat, %48-66’sı altı saat, %28-32’si dokuz saat canlı kalabilmektedir.

Tedavi olmayan bir tüberküloz hastası her yıl yaklaşık 10-15 kişiyi enfekte eder. Tedavi olmayan dirençli bir hasta da dirençli mikropları bulaştırır. Bulaşma açısından en yüksek risk altında olanlar hastanın aile bireyleri, akrabaları ve yakın çalışma arkadaşlarıdır.

1.4.1       TÜBERKÜLOZDAN KORUNMA

Toplumsal Korunma

Bulaştırıcı olan tüberkülozlu hastaları bulmak ve bunları etkin bir şekilde tedavi ederek bulaştırıcı durumdan çıkarmakla mümkündür.

Kişisel Korunma

Bireysel korumada BCG ile aşılama ve ilaçla koruma (kemoprofilaksi) kullanılmaktadır.

  1. a) BCG ile aşılama
  • Ülkemizde BCG aşısı doğumdan sonra ikinci ayını bitiren bebeklere Aile Sağlığı Merkezleri ve Verem Savaşı Dispanserlerinde ücretsiz olarak yapılmaktadır.
  • BCG aşısının özellikle küçük yaşlarda ölümcül seyreden miliyer tüberküloz ve menenjit tüberküloza karşı etkinliği vardır.
  • Aşı zamanı geçirilirse, 6 yaşa kadar yapılabilir. Ancak bu durumda, önce tüberkülin deri testi (TDT) yapılması gerekir.
  1. b) İlaçla Koruma

Enfekte olmayan sağlam kişilerde, bulaştırıcı TB hastalarının etrafa saçtıkları basillerle enfekte olma olasılığını azaltmak için, enfekte olan fakat hastalanmamış kişilerde ise aktif tüberküloz hastalığı gelişme olasılığını azaltmak için yapılan koruyucu tedavidir. İlaçla koruma tedavisinde genellikle İzoniyazid kullanılır. Toplam koruma tedavi süresi 6 aydır.

İlaçla koruma uygulanan gruplar:

  • Bulaşıcı TB hastası temaslısı ve 35 yaşından daha genç olanlar,
  • 15 yaşından küçük TDT(tüberkülin deri testi) pozitif çocuklar,
  • TDT konversiyonu olanlar (son iki yılda BCG yapılmama koşuluyla 6 mm’den fazla artış ve pozitifleşme),
  • TB riskini arttıran bağışıklığı baskılanmış ve TDT pozitif kişiler (HIV pozitifliği, AIDS, kronik böbrek yetmezliği)

1.5       Enfeksiyon Komitesi

Enfeksiyon kontrol komiteleri; hastanelerde hastane enfeksiyonları ile ilgili soruların tespit edilmesinde, bu sorunların çözümü için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi, uygulanması ve denetiminde aktif olarak görev yapan, hastanelerin farklı birimlerinden temsilcilerin yer aldığı kurullardır.

Enfeksiyon kontrol komitesi üyeleri; hastane yönetiminden bir temsilci olarak başhekim yardımcısı veya dekan yardımcısı, enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı, çocuk hastalıkları uzmanı, cerrahi ve dahili tıp bilimlerinden birer uzman hekim, mikrobiyoloji laboratuvar sorumlusu, başhemşire veya hemşirelik hizmetleri müdürü, enfeksiyon kontrol hemşiresi, eczane sorumlusundan oluşmaktadır.

Enfeksiyon kontrol komitesi üyeleri üç yıl görev yapmak üzere görevlendirilirler. Komitenin yılda en az üç defa toplanması zorunludur, ancak sorun olduğu zaman da toplanabilmektedir. Enfeksiyon kontrol komitesi başkanlığını enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı yapar, Enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanının katılamadığı toplantılarda hastane idaresi temsilcisi görevi yürütür.

Enfeksiyon kontrol komitesinin faaliyet alanları şunlardır:

  1. a) Sürveyans(belirli hastalıkların nasıl ortaya çıktığı ve dağıldığına ilişkin sistematik olarak yapılan gözlemdir)  ve kayıt,
  2. b) Antibiyotik kullanımının kontrolü,
  3. c) Dezenfeksiyon, antisepsi, sterilizasyon,
  4. d) Sağlık çalışanlarının meslek enfeksiyonları,
  5. e) Hastane temizliği, çamaşırhane, mutfak, atık yönetimi gibi destek hizmetlerinin hastane enfeksiyonları yönünden kontrolü.

Enfeksiyon Kontrol Komitesi:

  • Hastanelerde enfeksiyon kontrol programı belirleyerek kontrol standartlarını yazılı hale getirmek,
  • Standartları bilimsel ve uluslararası kılavuzlara göre güncellemek,
  • Bu programa uyulması için personele hizmet içi eğitim vermek,
  • Uygulamaları denetlemek,
  • Yataklı tedavi kurumunun ihtiyaçlarına ve şartlarına uygun bir sürveyans programı geliştirmek,
  • Öncelik taşıyan bölümleri saptayarak ve bulgulara göre harekete geçerek, hastane enfeksiyon kontrol programı için hedefler koymak,
  • Antibiyotik, dezenfeksiyon, antisepsi, sterilizasyon araç ve gereçlerin, enfeksiyon kontrolü ile ilgili diğer demirbaş ve sarf malzeme alımlarında, ilgili komisyonlara görüş bildirmek,
  • Hastanede personeli tehdit eden enfeksiyon riski olduğunda inceleme yapmak, izolasyon yöntemlerini belirlemek,
  • Antibiyotik kullanım politikalarını belirleyip uygulanmasını kontrol etmek, sterilizasyon, antisepsi ve dezenfeksiyon işlemlerinin ilkelerini ve dezenfektanların seçimi ile ilgili standartları belirlemek, standartlara uygun kullanımını denetlemekten sorumludur.

Hastanelerde İş Sağlığı ve Güvenliği Giriş Yazısını İncelemek İçin TIKLAYIN

Kaynak:

  • Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği
  • Sağlık Hizmet Kalite Standartları ile bu standartların uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar
  • Sağlık Personelinin Maruz Kaldığı İş Kazaları Ve Geri Bildirimlerinin Değerlendirilmesi. Ayşe UÇAK Yüksek lisans tezi
  • Sağlık sektöründe iş kazaları Sağlık Akademisyenleri Dergisi Seval Akgün 2015/2 sayfa 67
  • Sağlık Personeline Kan Yoluyla Bulaşan İnfeksiyon Hastalıkları ve Korunmak için Alınacak Önlemler Dr. Murat AKOVA*
  • http://tuberkuloz.thsk.saglik.gov.tr/13-kategorisiz/790-t%C3%BCberk%C3%BClozdan-korunma-yollar%C4%B1.html

Bir Cevap Yazın